Bir hikayenin günlüğü

Hikayemiz çok daha öncelerden başlamıştı, bugün anlatıldığına bakmayın. Bu anlatıdan bir sonuç bekliyorsanız, şimdiden söyleyeyim beklemeyin. Sonuçlar ve başlangıçlar,… onlar tamamen farklı bir konu….

Hikayemizin konusu aslında yaşamın kendisinden bir parça ama bu parça da bütünün kendisidir.

Yazmaya şiir ile başlamıştım ama her zaman yazıya ister roman olsun ister öykü her zaman imrenmişimdir. Şiir yazmak daha kolay geldiğinden olsa gerek her zaman şiir yazdım. Düz yazıya özlem duyarak, şiirde de ne kadar başarılı olduğum ayrı bir konu, bunala okuyucu karar vermeli.

Anlatırken bile her zaman başvurduğum bir yöntem aslında; şeyin ne olduğunu anlatmak için önce ne olmadığını belirterek söze giriyorum. Bu bir düz yazı, bir öykünün günlüğü ama şiir değil. Kendimi anlatırken de bu yola başvurduğum olmuştur sıklıkla, olduğum kişi için olmadıklarımı sıralıyorum. İnan’ın buda o kadar yorucu oluyor ki, oluyordu ki, artık vaz geçtim; kendimi anlatmak için de artık bu yola başvurmuyorum, ne isem veya konu her ne ise anlatıyorum işte, bu bir öykü günlüğü işte bu. Fazlalıklardan kurtulunca kanatlarımın farkına varıyorum.

Bu günlüğe neden olan olaylardan bahsedeyim biraz da; dedim ya hep şiir yazmak yazıyordum ama düz yazıya da özlemim her zaman vardı. Mesele yazmak değil di aslında başlangıçlardı. Nasıl olurda yazmalıydım. Nasıl başlamalı veya nasıl bitirmeliydim. Tabii okuyucusunda düşünerek bunları yazmalıydım. Bu kısır döngülerden dolayı bir türlü yazmaya başlayamıyordum bu yüzden dolayı da şiir devreye giriyor, hiç bir kural olmadan bazı ufak kafiyelere dikkat ederek yazılabiliyordu. Yazmaya başlangıç olarak bu öykünün günlüğünü yazmaya karar verdim. Yazmak eylemi aslında bir içe dönüş eylemidir. Yazıyorsam içime dönüyorum demektir. İçime dönmek de aslında istemediğim bir durumdu, yıllarca çıkmaya çalıştığım bir kuyu gibi korkutuyordu beni ama yaşadıklarım beni artık içime dönmeye zorladığı ve artık keyfiyetten de uzak olarak bir zorunluluğa dönüşmeye başladı. İşte tam burada bir şiirim aklıma geliyor, insanlar arasında, Bırakalım dış dünyada ne olursa olsun, biz öykümüzün günlüğüne bakalım.

Devam edecek…… 03.05.2018

Sanma

Gün gelir gün geçer

Attığın her adımla ömür geçer

Zaman senin için durur ama

Yaşam devam eder, bitti sanma

Birileri gelir birileri gider

Herkes kulağına bir şey söyler

Söyleyenler gider ama

Her şey aynı kalır sanma

İster ona inan ister buna

Sakın kalbini söküp atma

Gerçek yaşanmaya devam eder ama

İnançlarda biter, kalır sanma

03.05.2018, Kayseri

Gidiyorsun

Gün çoktan doğmuş

Yaşamın sesi duyuluyor olmalı

Bırakmalısın başka yaşamları

Damla oluyorsun gözlerinden akan

Gidiyorsun

Ufuk basmış gözlerine

Dalıyorsun, geçmişe mi geleceğe mi

Geceleri yağmur yağıyor, üşürsün

Ellerimdeki kar gibisin eriyip

Gidiyorsun

Kal diyen yok

Demek için bir nedende yok

Bu gönül senin, bu seçim senin

Yağmur oluyorsun her sabah ellerimden süzülüp

Gidiyorsun

20.04.2018

Sandın

Yer yarılıyor, gök boşanıyor

Bir kaya dağdan yuvarlanıyor

Yanından sesli sessiz geçip gidiyor da

Dağdan bir şey kopmadı mı sandın

Gün geliyor gün geçiyor

Günle doğan günle ölüyor

Her gün yaşanılıp bitiyor da

Ömürden gitmiyor mu sandın

Damla damla gönlüm doluyor da

Sevgi kadar nefrette oluyor da

Gönlümün durduğuna bakıp

Bu gönül taşmaz mı sandın

Yel geliyor sel gidiyor

Bir fırtına tufan geliyor

Tutunduğun dallarım seni koruyor da

O dallar kırılmaz mı sandın

Bakışlar gülüşler konuşmalar

Her gün önceki gibi tekrarlar

Yaşanılan her şey mazide kalıyor da

Acılar unutuluyor mu sandın

Dertli bulut kendi söyler

Aşık değil ki çalıp söyler

Sözleri güzel hoş sanıp da

Hiç bir şey olmadı mı sandın

14.04.2018

Üzgünüm…

Kırılganlıklarla dolu bir yaşam elimdeki

Terazinin ağır tarafı hep Hayal kırıklıkları,

Yetmiyor diğer kefeye koyduğum  umutlar

Üzgünüm,

Geçmiş kadar gelecek için

Ellerimde uçan balonlar

Ne beni alıp götürüyorlar

Ne de ipleri ellerimde duruyor

Birini yakalasam bir diğeri kaçıyor

Üzgünüm

Tuttuklarım kadar, kaçırdıklarım için.

Sevmek yetmiyormuş tek başına

Hiç bir şey olmuyor emek olmayınca

Emekte olsa nasipte yoksa

Kalırsın yorgunluğunla başbaşa

Üzgünüm

Sevdiğim kadar, sevemediklerime de

Anlamaktı önemli olan

Paylaşmaktı anlamak kadar

Sarılmaktı geçmişe de geleceğe de

Üzgünüm

İnsanlar arasında yalnızca üzgün

Ellerimde kalan hayal kırıklıkları

12.04.2018

KAR BEYAZ GECE

Bembeyaz bir geceydi. O bu geceleri hep severdi. Kar, sanki gecenin karanlığına inat yağıyordu, sanki beyaz  karanlığa düşman kesilmiş ve sanki gecenin kararmasına bu gece izin vermemek için yağıyor ve yağıyordu. Ayaklarını yerde biriken kara sürüye sürüye yürürken, geçen seneyi hatırladı. Geçen senede, bu yollarda böyle düşünüyordu. Karlara ayağını sürürken, bir ara geriye döndü. Karların izin verdiği uzaklıktan kendi bıraktığı izlere baktı. Yoluna devam ederken, ayaklarını sürümeye devam ediyordu. “hayır” dedi. “kar neden geceye düşman olsun ki?” Gökyüzüne  doğru gözlerini çevirdi. Karanlığın içinden sanki yıldızlar yağıyordu üzerine. Gördüğü görüntü, o andaki düşüncesiyle birleşince, karın yağışı çok hoşuma gitmişti ve öylece ne kadar izledi karın yağışını hatırlamıyordu. Ta ki eve geç kaldığını hatırlayıncaya kadar… Continue reading